24 Haziran 2012 Pazar

Türk Tarihi Kronolojisi VI / Şevket Koçsoy (ms 720-ms 875)

720 Çin’in Göktürk barış teklifini reddetmesi: İç isyanlar, Göktürk ordusu ve içtimâî yapısını sarstığı ve yeniden güç toplamak için zamana ihtiyaç olduğu için Tonyukuk ve Bilge, kuvvetli komşu Çin ile iyi geçinmek düşüncesinde idiler. Bu amaçla Çin’e uzattıkları barış eli geri çevrildi (720). Zira sığıntı bir Göktürk prensesini 718’de Bilge’ye karşı savaş için kışkırtan, K’i-tan ve Tatabılar’a askerî destek veren ve son olarak Beş-balık’taki Basmıllar ile de anlaşan Çin’in bu tutumu, Göktürk idarecilerini yeni bir politika benimsemeye ve tedbire sevketti.

720-725 Tonyukuk’un planları ve devletin yeniden toparlanması: Çin’in barış teklifini reddi ardından Tonyukuk bizzat yaptığı planı uygulamaya koyarak; önce Basmıllar mağlup edildi, sonra da Çin şiddetli bir baskı altına alındı: Şan-tan savaşı (Eylül 720)’nda Çin mağlup edilerek, daha önce kuşatılmış olan Beş-balık elegeçirildi. Ardından Kan-çu, Yüan-çu, Liang-çu bölgeleri, düzenlenen 10 sefer sonunda ele geçirildi. 722-723 yıllarında düzenlenen seferlerle K’itanlar ve Tatabılar bertaraf edildi. Karluk İl-teber’inin, Göktürk baskısı sonucu ülkesini terketmesiyle, Bilge, Karluk halkı tarafından sevinçle karşılandı. Hâkanlık eski gücüne ulaşmanın zindeliğini yaşamaktaydı. Zira Bütün doğu ve Tarbagatay’a kadar batı, hâkanlığın idâresi altında idi. Hattâ Bilge, 717’denberi Ötüken ile irtibatını kesip müstakil devlet olan Türgiş bölgesini de kendine tâbi saymaktaydı. Bu başarılar, üç mümtaz devlet adamının ortaklaşa geyretlerinin bir mükâfaatıydı. Çin imp.u Hüan-tsung, Göktürk Devleti’nin gücünü bir kez daha görmüş ve 725’yılında, bir resmî toplantıda şu mütaleada bulunmuştur: "... Göktürkler’in ne zaman, ne yapacakları bilinmez. Kagan Bilge iyidir, milletini sever, Türkler de ondan memnundurlar. Kül-Tegin harp san’atının üstâdıdır, ona karşı koyacak bir kuvvet güç bulunur. Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri, kurnazlığı çoktur. İşte şimdi bu üç barbar aynı anlayışta olarak bir aradadırlar.”. Başarılar karşısında tavır değiştiren Çin imparatoru, Ötüken’e bir elçi göndermiş ve Bilge kagan, hâtunu, Kül-Tegin, Tonyukuk ve diğer erkânla birlikte bu heyeti kabul etmiştir (725).
721 Türgişler, batıda faaliyete geçerek, Kül-çor kumandasında Seyhun’u geçip (721) Maveraünnehir’de ilk büyük başarılarını kazandılar.
725/726 Tonyukuk’un ölümü: Kaynaklarda Tonyukuk hakkındaki son bilgi 725 tarihinde Ötüken’i ziyaret etmiş olan Çin elçisinin kayıtlarında, bu kabulde onun da bulunduğuna dair olan haberdir. Bu tarihten sonra ismi zikredilmediğine göre, herhâlde bu tarihten az bir süre sonra Tonyukuk vefaat etmiş olmalıdır (725 veya 726). Göktürk istiklâl mücâdelesinin hazırlık safhasından itibaren İlteriş, Kapgan ve Bilge zamanlarında devlete 46 yıl başarı ile hizmet eden, savaşlarda hiç başarısızlık yaşamayan, "Boyla, Baga, İnançu Yargan, Apa Tarkan” unvanlı, "bilge ve stratejist” Tonyukuk, hâkanlığın ordusunu, adliyesini tanzim edenlerin başında gelmekteydi. Çin kaynakları da onun bu üstün meziyet ve devlet adamlığını zikretmekte, "Aygucu” olarak devletteki büyük rolünü, çağının dinî ve kültürel cereyanlarını nasıl bir dikkat ve ihtimamla yakından tâkip edip, Türk milleti açısından değerlendirdiğini gösteren deliller sunmaktadır. Bilge kagan, Çin içtimâî hayatının da tesiriyle ve fakat daha çok savunma maksadıyla, Türk ülkesinde de şehirleri surlarla çevirmek, hisarlar yaptırmak istemekteydi. Tonyukuk ise buna itirazla: "Bunlar olmamalı. Biz ömrünü sulu ve otlu bozkırlarda geçiren bir milletiz. Bu hayat bizi daima bir harp egzersizi içinde tutmaktadır. Göktürkler’in sayısı Çinliler’in yüzde biri bile değildir. Başarılarımız yaşayış tarzımızdan ileri gelir. Kuvvetli zamanlarımızda ordular sevkeder, akınlar yaparız. Zayıf isek, bozkırlara çekilir, mücadele ederiz. Eğer kale ve surlar içine kapanırsak, T’ang orduları bizi kuşatır, ülkemizi kolayca istilâ eder.” karşı çıkmış, yine onun, Bilge’nin, ülkenin her yerinde Budist ve Taoist tapınaklar inşaa ettirerek, bu felsefeleri Türkler arasında yayma düşüncesine de şu sözlerle karşı çıktığını görüyoruz: "Her ikisi de insandaki hükmetme ve iktidar duygusunu zaafa uğratır. Kuvvet ve savaşçılık yolu bu değildir. Türk milletini yaşatmak istiyorsak, ne bu tâlimlere, ne de tapınaklarına ülkemizde yer vermemeliyiz”. Bu tavsiyelerdeki derin manâ iyi anlaşılmış olmalıdır ki, bu istekler revâç bulmadı.
726/727 Tonyukuk Abidesi/Kitabesi dikildi: Batılılarca "Göktürk Bismarck’ı” olarak isimlendirilen Tonyukuk’un hâtırasına, Orhun Bayın-çokto mevkiinde bir kitâbe dikilmiştir (726 veya 727). Türk dili ve edebiyatının uzun ve kolayca okunabilen ilk âbidesi olarak, Türk millî kültür tarihinde önemli bir yere sahiptir. Metnin bizzat Tonyukuk tarafından kaleme alınmış olması ihtimâli, ona Türk edebiyatının adı ve şahsiyeti bilinen ilk siması olmak şerefini kazandırmaktadır.
728 Araplar’ın, Maveraünnehir halkını zorla İslâm’ı kabule teşebbüsleri, Türkler’in genel bir isyanı ile karşılaştı.
731-734 Göktürkler tarafından Orhun Yazıtları’nın yazılması.
Şubat 731 Kültegin’in ölümü: Bilge kagan, Tonyukuk’un ardında diğer bir yardımcısı ve kardeşi, Kül-Tegin’i de 731 yılında kaybetti. 7 yaşından beri ömrünü Türk milletinin yücelmesi uğruna hasreden Kül-Tegin öldüğünde 47 yaşında idi. Cesareti, ve askerî kaabiliyeti ile hem Göktürk hem de Çin vesikalarında övülen Kül-Tegin’in ilk büyük kahramanlığını, 716 yılında Göktürk başkentinin Üç-oğuzlar tarafından basıldığı zamana dair Bilge’nin naklinden öğreniyoruz: "Anam hâtun, büyük analarım, ablalarım, gelinlerim, prenslerim câriye olacaktı, ölenler yolda kalacaktı. Kül-Tegin karargâhı vermedi. O olmasa idi hepiniz ölecektiniz.”. Ölümünün doğurduğu derin boşluğu üzüntüyü yine Bilgenin ağzından dinliyoruz: ". Küçük kardeşim Kül-Tegin öldü, görür gÖzim görmez oldu, bilir bilgim bilmez oldu. Zamanın takdiri Tanrı’nındır. Kişi-oğlu ölmek için yaratılmıştır. Yaslandım, gözden yaş, gönülden feryat gelerek yanıp yakıldım. Milletimin gÖzi, kaşı (ağlamaktan) fena olacak diye sakındım”. Kül-Tegin’in ölümü civar ülkeleri de derin üzüntüye boğmuştur (27 Şubat 731).
Kasım 731 Kültegin’in cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Bilge Kagan’ın isteği üzerine hazırlanan Kültegin Kitâbesi’nin Türkçe metni, Yollıg Tegin (Bilge’nin ve Kül-Tegin’in atısı/atabeyi) tarafından yazılmış ve taşa 20 günde kazınmıştır. Türk millî tarihi içinde, Göktürk tarihi, kültürü ile dil ve edebiyatı bakımından emsalsiz bir kıymeti hâiz bu kitâbe ile birlikte, anıt-kabirin nakış ve tasvirleri tamamlanarak yapılan cenâze törenine "1 Kasım 731/Koyun yılının 9. ayının 27. günü”, Çin, K’i-tan, Tatabı, Tibet, İran-Sogd, Buhâra, Türgiş, Kırgız vb. devlet ve kavimleri husûsî hey’etlerle katılmışlardır. Çin imparatoru, baş sağlığı dileğiyle birlikte, onun hâtırasına dikilecek âbide de, bir de Çince metnin bulunması arzusunu bildirmiş ve bu arzusu gerçekleştirilmiştir (1 Kasım 731). Ölüm ve cenaze törenleri arasında bukadar fark olmasının sebebi, Ortaçağda Türkler’in, cenazelerini yılda iki kez (ilkbaharda ve sonbaharda) gömme adetinden kaynaklanmaktadır.
Kasım 734 Bilge Kağan’ın zehirlenerek öldürülmesi: İki büyük yardımcısının vefaatı ile destek ve yardımlarından mahrum kalan Bilge, 734 yılında K’i-tan ve Tatabılar’a karşı Tönges dağındaki zafer dışında fazla bir faaliyette bulunamadı. 725 yılında Çin üzerinde elde ettiği üstünlüğü, 727’de Çin’e gönderdiği bakanı Buyruk-çor (Mei-luç’o)’un temasları sonucu, So-fang (Ling-çu’daki) şehrinde elde ettiği ortak pazar yeri (serbest ticaret bölgesi) anlaşmasıyla neticelendirmişti. Bilge, ilişkileri daha da ileriye götürmek ve bir Çinli prenses ile evlenmek istiyordu. 734’de isteğinin imparatorca kabul edilmesi üzerine bir teşekkür heyeti Çin’e gönderilmişti ki, bu izdivaç sonuçsuz kaldı. Zira Bilge, Buyruk-çor tarafından zehirlendi. Kendisini zehirleyenleri bertaraf eden Bilge, zehrin tesiriyle 25 Kasım 734 tarihinde öldü. Göktürk milletine, 19 yıl "Şâd” ve 19 yıl da "Kagan” olarak hizmet eden Bilge’nin ölümü, halkı büsbütün yasa boğdu. Çin imparatoru da ülkesinde yas ilân etti.
Haziran 735 Bilge Kagan’ın cenaze töreni ve adına bir Kitabe dikilmesi: Metnini yine Yollıg Tegin’in kaleme aldığı kitâbenin taşa kazınması bir ay dört günde tamamlanmış, yine Çin’in isteği üzerine bir de Çince metin ilâve edilmiştir (735). Bilge için yapılan anıt kabir ve kitabe tamamlandıktan sonra, cenaze töreni 22 Haziran 735 (Domuz yılının 5. ayının 272’si)’de yapıldı.
738 Türgiş kaganı Su-lu, Sarı Türgiş başbuğu (Baga Tarkan) Kül-çor tarafından öldürüldü.
745 Üçlü İttifak ve II. Gök Türk Hâkanlığı’nın yıkılışı: 734 yılında Bilge’nin yerine tahta oğlu Tengri Han İ-yan (Yi-Yan) geçti. Onun ardından da 740 yılında Göktürk tahtına Bilge’nin oğullarından çocuk yaştaki Tengri Han oturdu. Yaşı küçük olduğu için devletin idaresi fiilî olarak annesi P’o-fu (Tonyukuk’un kızı)’nun elinde idi. Fakat o da devlete hâkim olamamış, hânedan üyelerinin birbirleriyle hesaplaşmaları ve huzursuzluk bütün yurda yayılmıştır. Göktürkler’in içine düştüğü bu sıkıntılı durumdan istifade etmekte gecikmeyen Basmıllar-Karluklar ve Uygurlar ittifak ederek, Aşina âilesinden bir Basmıl başbuğunu "kagan” ilân etettiler (742), ardında da Göktürk hâkanı Ozmış (Wu-su-mi-şi)’ı ve küçük kardeşi, son Göktürk hâkanı, Po-mei’yi öldürdüler. Bu arada müttefikler ihtilâfa düştüler, kagan ilân edilen Basmıl başbuğu öldürülerek, yerine Uygur İl-teber (Yabgu İl-teber=Kieh-li tu-fa)’i Kutlug Bilge Kül kagan ilân edildi (745). Böylece Ötüken’de Göktürk hâkanlığı tarihe malolurken, yine Ötüken’de yeni bir Türk devleti olan, Uygur Türk devleti tarih sahnesine çıkmaktaydı. Göktürk tebası olan bazı âileler ve hattâ Tonyukuk neslinden gelenler, bu yeni Uygur Türk devletinde ve sonraki Moğollar döneminde, önemli vazifeler ifa ederek, ehemmiyetlerini muhafaza edeceklerdir.
745 Uygurlar’ın Ötüken’de Türkler (II. Göktürk Hakanlığı’nın yıkılışı)’i yenmeleri ve Uygur Hâkanlığı (745-840)’nı kurmaları. Kurucu hakan Kutlug Bilge Kül’dür.
745-840 Uygur Hâkanlığı: Kutlug Bilge Kül Kagan kurmuş, Karahanlılar tarafından yıkılmıştır.
748 Çinliler’in Fergana Vadisi’ni işgali.
750-754 Ebu’l-Abbas es-Seffah’ın halifeliği ve Emevî soyunun kırıma uğraması.
749/750-1258 Abbasîler, Emevîler’den Hilâfet’i aldılar ve ardından başkenti Bağdad’a taşıdılar.
751 Karluk desteğindeki Araplar ile Çin ordusu arasında Talas Irmağı Muharebesi yapıldı, Çin kuvvetleri yenildi: Batıda Türgiş hâkanlığının gittikçe zayıflaması, Orta Asya Türk ülkelerinin korunması gibi tarihî bir vazifeyi Karluklar’ın üstlenmesini gerektirmiştir. Zira "imtiyazlı Arap milleti adına fetih siyaseti güden” Emevîler’e karşı, "bütün Müslümanların eşitliği esasına dayalı” Abbâsi propagandası gittikçe hızını arttırmış, bölge yeniden Arap nüfuzu altına girmeye başlamış, hatta Seyhun-ötesine bazı akınlarda dahi bulunulmuştur. Fakat Abbasi propagandasının da tesiriyle Arap nüfuzunun kırılması (mahallî idarecilerin artık Araplardan/Müslümanlardan fazla şikayet etmememleri vb. gibi), Araplar’a karşı hoşnutsuzluğun ortadan kalkması Çinliler’i, bölgede bir iktidar boşluğu oluştu düşüncesiyle, Orta Asya siyasetlerini yeniden canlandırma yoluna sevketmiş, Karluk hâkimiyetindeki bölgelere el koymak istemişlerdir. Bölgede öncelikle Arap hâkimiyetine son vermek isteyen Çinliler, Araplar’la Talas (Taraz; bugünkü Evliya-ata bölgesi)’da karşı karşıya gelmiştir. O zamana kadar T’anglar’ın tarafını tutan Karluklar, Çin siyâsetinin asıl amacını bildiklerinden onlara karşı Araplar’la ortak hareket siyasetine yöneldiler. Talas Muharebesi (751)’nde Araplar’la ortak hareket ederek Çin’i ağır bir yenilgiye uğrattılar. Çin’in ağır iç buhranlara sürüklendi ve artık batı ile uzun süre uğraşamadı. Orta Asya yine Türk hâkimiyeti altına girdi (Tarım havzasından itibaren batı kısmı Karluk hâkimiyeti altına, doğu bölgesi ise Uygur hâkimiyeti altına girdi).
756-788 Endülüs’te I. Abdurrahman’ın halifeliği (Kurtuba’da Emir ilan edilmesi: 15 Mayıs 756).
766 Karluklar, Türgiş hakimiyetine son verdi.
766-1215 Karluklar, Türgiş hakimiyetine son vererek kendi hakimiyetlerini kurdular: Orta Asya’da Uygurlar ile iktidar mücadelesine giren ve Uygur kagan’ı Moye-çor karşısında tutunamayarak, Tarım bölgesinden daha batıya çekilen Karluklar, 756’da Cungarya’ya, 766’da da Türgiş’lerden boşalan İrtiş ırmağının güneyinde/Balasagun, Talas havalisine yerleşmek suretiyle Arslan İl-tirgüg zamanında, Göktürk hâkanlığı sahasında hâkimiyet kurdular. Başkenti Balasagun/Suyab olan Karluklar, Ötüken’in üstünlüğünü kabul etmekte, siyasî bir isim olarak da "Türkmen” adını kullanmaktaydılar. Karluk yabguları, hâkimiyetin "kutlu Ötüken ülkesi” ile sıkı alakası inancını muhafaza ile, soylarını Göktürk hâkan âilesi, Aşina sülâlesi’ne bağlamaktaydılar. Bu inancın bir ifadesi olarak, Kırgızlar tarafından Uygur hâkanlığının yıkılması (840) üzerine, oradaki Kırgız hakimiyetini dikkate almaksızın, Karluk yabgusu Bilge Kül Kadır Kagan, Türk hâkanlarının "meşrû halefi” sıfatı ile, kendisini "Bozkırların kânûnî/töresel hükümdârı” ilân ederek (Kara Han) unvanını alıp, mekez olarak da Balasagun (Kara-ordu=Kuz-ordu=Kuz-uluş)’u seçti. Karluklar Türk-İslâm tarihinde önemli ilklere imza atan bir Türk boyudur:-Öncelikle, Abdülkerim Satuk Buğra Hân (904-911) döneminde İslâmiyet’i kabul eden ilk Türk kütlesi (İdil Bulgarları istisna) Karluklar olup, yine Müslüman olan Sâmânîler’le de siyâsî mücâdelelere girişmişlerdir. Yine Türk-İslâm tarihinde önemli bir yer tutan Kara Hanlı Devleti’ni de Karluklar kurmuş ve onlara büyük bir sülâle vermişlerdir. Pendnâme’de belirtildiği üzere, Gazneli Sultan Mahmud’un babası Sebüg-tegin’in bir Karluk ülkesi olan Barshan/Barsgan’lı olmasına binâen, Türk-İslâm dünyasına Gazne Sultanları gibi diğer büyük bir sülâleyi de yine Karluklar vermiştir. Arapça-Farsça eserlerde kendilerinden (Karlukh, Kharlukh, Halluk) adlarıyla bahsedilen, Karluk ülkesi; doğuda Tanrı Dağları, kuzeyde Oğuzlar, güneyde Yağmalar’ın bir kısmı ve batıda da Maveraünnehr ile sınırlı ma’mur ve müreffeh bir Türk ülkesi olarak zikredilmiştir. Günümüzde Badahşan bölgesi
(Afganistan-Tacikistan sınırı)’nde, Özbek Türkleri arasında "Karluk” adlı bir kabile yaşamaktadır.
767/769 Hanefî Mezhebi’nin kurucusu, İmam-ı Azam Ebu Hanife (Numan bin Sabit)’nin vefaatı.
775 Bir kısım Oğuz ve Karluk boylarının Uzak-şarkta Türkistan’a (Meveraünnehir’e) doğru göçleri.
8. yüzyıl ortaları Batı Sirderya Oğuzlar’ın hakimiyeti altına girerken, Yedisu ve Doğu Sirderya da Karluklar’ın hakimiyeti altına girdi (8. yüzyıl ortaları).
8. yüzyıl sonları Uygurlar, Han Mei-yu (759-780) zamanında Maniheizm dinini benimsediler (8. yüzyıl sonları).
IX. yüzyıl
9. yy.-1239/1055-1256 Kumanlar/Kıpçaklar/Kıpçak Hanlığı: Özi-Tuna arasında kurulmuştur.
815/819-999/105 Samaniler Devleti: Kökeni Saman Hudat adlı feodal bir toprak sahibine dayanıyordu. Abbasilere önemli hizmetlerde bulunan Saman’ın torunları 819’da Semerkant ve Herat’ı içine alan sınır bölgesinin yönetimini elde ettiler.
816-838 Azerbaycan’da Babek’in öncülük ettiği ayaklanma.
817-838 İmam Şafii’nin (Ebu Abdullah Muhammed bin İdris: 767-820) 20 Ocakta Mısır’ın Fustat şehrinde vefaatı.
821-1055 Horasan’da Tahirî Emirliği’nin doğuşu ve Maveraünnehir içlerine doğru genişlemesi, Tahiriler. Horasan’da düzeni sağlayamayan Abbasiler, bu bölgenin yönetinıini güçlü bir komutana bırakma yoluna gittiler. Bu amaçla 821’de Horasan valiliğine atanan Tahir İbnü’I-Hüseyin, Nişabur’u başkent edinerek yarı bağımsız bir yönetim oluşturdu
840 Uygur hâkanlığının Son kaganı Ho-sa (839-840) ve Ötüken Uygurlarının sonu: Yenisey bölgesinde 20 yıldır bir kudret olarak beliren ve Orhun bölgesini sürekli baskı altında tutan Kırgızlar, 840 yılında Uygur topraklarına saldırarak, başkent Ordu-balık’ı zapt ile halkı kılıçtan geçirdiler ve son Uygur kaganını da öldürdüler. Ötüken’deki ocakları sönen Uygurlar, kütleler hâlinde dağılarak, bir kısmı Karluk ülkesine, bir kısmı Çin sınırlarına, büyük bir kısmı da zengin ticaret merkezlerinin bulunduğu İç-Asya’ya göçtüler. Bu dağılışın ardından Uygur tarihinin ikinci safhası başladı. Göçler, Hâkan âilesine mensup iki kardeşin önderliğinde gerçekleştirildi. Göç sırasında Vu-hi Tegin (841-846)’i kagan seçen Uygur kütlesi, bazan Kırgız, bazan da Çin tâbiiyetine girmiştir. Diğer bir Uygur kütlesi ise, Pang Tegin idaresinde batı istikametinde, Karluk ve diğer Türk boylarının bulunduğu yurtlara doğru yöneldi. Her iki istikamete giden bu Uygur kütleleri, buralarda yeni devletler kurdular. Fakat bunlar artık "Bozkır Türk devleti telâkkisi”‘nden uzak olup; hâkimiyeti genişletme gibi büyük siyâsî hedefler gütmeyip, daha ziyade başta Çin olmak üzere, komşuları ile dostluk ve ticaret temeline dayalı ilişkileri tercih etmişlerdir.

840 Moğolistan’da Kırgızlar, Uygurlar’ın yerini aldı. Buradan kaçan Uygurlar’ın bir zümresi Turfan’da Uygur Krallığı’nı kurdular.
840-1040 Karahanlılar: Kül-Bilge Han tarafından kurulmuş, 1040 tarihinde ise Doğu Karahanlılar (1040-1210) ve Batı Karahanlılar (1042-1212) olmak üzere ikiye bölünmüştür.
840-1207 Uygur hâkanlığını yıkan Kırgızlar, Ötüken’de kendi müstakil devletlerini kurdular: Hanlar (m.ö. 206-m.s. 220)’dan beri mevcudiyetleri bildirilen Kırgızlar’ı, Çinliler (K’i-ku, Kie-ku, Kie-ka-sse) gibi adlarla zikretmişlerdir. Asya Hunları zamanında Baykal’ın batısında İrtiş havalisinde, yine bir Türk kavmi olan Ting-lingler ile bir arada oturan Kırgızlar, kaynaklarda Türk asıllı gösterilmeyip, tahminen 5.-6. asırlarda Türkleşmiş kavimlerden sayılmaktadırlar. Hia-kia-sse/Kırgızlar, Mu-kan zamanında 560’a doğru I. Göktürk hâkanlığına bağlanmış, fetret devri (630-680)’nde ise müstakil bir devlet durumuna gelmişlerdir. Ancak II. Göktürk hâkanlığı devrinde tekrar bu devlete bağlanan Kırgızlar, 758 yılında da Moyen-çor Kagan tarafından Uygur hâkanlığının hâkimiyeti altına girmişlerdir. 840 yılında şiddetli bir hücum sonucu Uygur hâkanlığını yıkan Kırgızlar, Ötüken’de kendi müstakil devletlerini kurmuşlardır. Bu arada bütün Moğolistan’ı elegeçiren (Çin’deki Liao sülâlesi) K’i-tanlar (Kara Hitaylar, K’i-tanlar’ın halefleridir.), Kırgızları Ötüken’den çıkararak eski yurları olan Baykal’ın batısındaki İrtiş nehri hâvalisine sürmüşlerdir. Kırgız kavminin, Uygur hâkanlığını yıkarak işgal ettiği Ötüken’de tutunamayıp, buranın Moğol K’i-tanlar’a geçmesine ve tam idrâk ve intibak edemediği anlaşılan "Orhun kültürü”nün ortadan kalkmasına sebep olmak, dolayısiyle eski Türk hâkanlar yurdunu, bir daha geri gelmemek üzere, Moğollar’a kaptırmak suretiyle Türk tarihinde oynadığı menfî rol dikkatten kaçmamıştır.
845-911 Uygur Hakanlığı yıkıldıktan sonra bir kısım Uugur zümresi Doğu Türkistan (Turfan)’a göçerek burada Doğu Türkistan (Turfan) Uygur Devleti’nin temellerini atmışlardır (a.bkz.: 911-1368).
847-905 Uygur hâkanlığının yıkılması üzerine, Uygurlardan bir kütle "Sarı Uygurlar”, Çin’in kuzeyindeki Kan-su bölgesine göçerek, buranın merkezi Kan-çou (eski adı Gu-tsang)’da yerleşmişlerdir (847). Yukarıda da işaret edildiği gibi, bu Uygurlar artık Bozkır Türk hâkimiyet telâkisinden uzak, Çin ile, daha ziyade ticarî faaliyetler temeline dayalı iyi münasebetler kurmak amacını gütmüşlerdir. Bu amaçla da Çin hükümdar sülâlesi ile akrabalık kurarak, ilişkileri daha da sağlamlaştırmışlardır (a.bkz.: 905-1226)
860-1068 Uzlar/Oğuzlar/Oğuz Hanlığı: Tuna havalisinde kurulmuştur.
860-1091 Peçenekler/Peçenek Hanlığı: Siyasi faaliyetleri İdil/Volga-Tuna ırmakları arasındadır.
867-869 İran’da Şî’i Saffârîler Hânedanlığı’nın doğuşu.
868-905 Tolunoğulları Devleti: Mısır’da kurulmuştur. Merkezi Kâhire’dir.
874/875 Sünnî Fars Sâmânî Hanedanı’nın Maveraünnehir’de idareyi ele geçirmesi. Bağdad’daki Halifeden de yetki alan Samani Devleti’nin başkenti Buhara idi.